Deizm neden artıyor düşünün

0

20-21. Dönem DSP Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli yazdı…

Şu bir gerçek ki, bugünkü gelişmiş Batı uygarlığının temeli eski Yunan felsefesine dayanmakta. Bu felsefe özetle, İnsan aklını; “sormak, anlamak, açıklamak ve yorumlamakta”, özgür kılmak şeklinde ifade ediliyor. Bugün üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarında doğan bu ilim ve felsefe anlayışı daha sonra yüzyıllar boyu unutulmuş, göz ardı edilmiş.

Ortaçağ’da Kilise ve papaz baskısının insan aklını hürriyetsiz bıraktığı sırada, İslam Halifesi Me’mun öncülüğünde Müslümanlar unutulan Yunan ilim ve felsefesinin ilk mirasçısı olmuşlar. O dönem de, bütün eski Yunan metinleri Arapçaya çevrilmiş ve insan aklına hürriyetini geri veren ilk din reformu İslam bilginlerince o tarihlerde gerçekleştirilmiş.

O devirdeki (dokuzuncu asır) İslam bilginleri Allahın ebediliğini, ibadet ve ahlak emirlerini hak tanımışlar, ancak “nakil”in “akıl”ı, “arama, sorma, öğrenme ve yorumlama, açıklama” hürriyetinden alıkoyamayacağını ileri sürmüşlerdir.

İSLAM DÜNYASI KENDİ TARİHİE SAHİP ÇIKMAKTAN UZAK…

İslam medeniyeti denen o devir, bu reformun ve akıl hürriyeti devrinin eseri olmuştur. Yabancı tarihçiler bu devri hala övmektedirler; *

Peygamberimiz Hz. Muhammet, Medine’ye gittiğinde “Ben buranın tek hâkimiyim, istediğim gibi yönetirim” dememiş, orada yaşayan farklı din ve inanç sahiplerinin bir arada yaşamalarını temin etmek amacıyla, tüm kesimlerin rızasını alarak, aralarındaki ilişkileri, anlaşmazlıkların nasıl çözüleceğine ilişkin hukuk düzenini, hak ve hürriyetleri yazılı hale getirmiş. Bana göre, “Medine Sözleşmesi” adı verilen, bu yazılı belge, tarihteki ilk Anayasayı oluşturmuştur.

Batı dünyasının ilk anayasa olarak kabul ettikleri 1215 yılındaki Magna Carta, “Medine Sözleşmesi”nden 600 sene sonradır. Ama İslam dünyası, kendi tarihine sahip çıkarak, bu tartışmayı bile açmaktan uzak bir tavır içindedir ki, bunu anlamak mümkün değil.

İslam ülkelerinin sahip çıkmadığı bu tarihi gerçekleri maalesef biz Hıristiyan Batı kaynakları ile öğrenebiliyoruz. Ondan sonra da “İslam ülkeleri neden geri kaldılar, neden Batılı Emperyalist devletlerin oyuncağı oldular” diye hayıflanıp duruyoruz.

İlgili:  “Göğüs kafeslerinde nefes yok” iddialarına Ateizm Derneği’nden cevap: Test ettik, sorun yok

Avrupa, bir gerileme devrinde iken, Müslümanlar Ortaçağ karanlığı içine ilk ışığı salmışlar. İslam bilgini İbn Rüşt (Endülüs’te) Kurtuba’da ders verdiği vakit, Kilise derse katılanları aforoz ediyormuş. Rönesans’a kadar İbn Rüşt Batı düşünürlerini aydınlatmış. 12. yüzyılda İngiliz kâşifleri İslam dünyasını dolaşarak onların buluşlarını Batı’ya aktarmışlar. Bu aktarmaların deneysel bilgi buluşlarına büyük yardımı olmuş. **

“TALİM GÂVUR İŞİDİR”

İslam’da akıla hürriyet veren bu Din reformundan, ancak yedi yüzyıl sonra Batı’da akla önem veren Din reformu başlayabilmiş.

Ama Batı eğitim sistemi, pozitif bilimler ocağı olarak Yeniçağ’a hazırlandığı sırada maalesef, 17. yüzyılda İslam’ın en büyük ülkesi, Osmanlı Devleti eğitim sistemi pozitif bilimlere büsbütün kapılarını kapatmış.

Batı’da Sanayi Devrimi başlarken, on dokuzuncu yüzyıl başında bile bırakın eğitim sistemimize pozitif bilimleri sokmayı, yeni kurulan Nizam-ı Cedid ordusu “Talim gâvur işidir” diye ortadan kaldırılmış, Osmanlının reformcu padişahı 3.Selim tahttan indirilmiştir. Bu kışkırtma elebaşlarından biri, devrin Şeyhülislamı Ataullah Efendi imiş.

Diğer İslam toplumlarını bir kenara bırakarak, sadece kendi toplumumuzla ilgili olarak; “İstanbul’da rasathane yıktıran, medreselerde pozitif bilimlerin öğretilmesini yasaklayarak Osmanlının geri kalış sürecini başlatan, Kanuni’nin Şeyhülislamı Ebussuud efendi vs… gibi” daha anlatılacak o kadar çok şey var ki…

BÜTÜN KAZANIMLAR YOK OLUYOR

Akla hürriyet veren din reformu tekrar yapılmadığı sürece İslam toplumlarının bugünkü zavallılıktan, geri kalmışlıktan, emperyalist Batının oyuncağı olmaktan kurtulmaları olanaklı görünmemektedir. Büyük önder Atatürk sayesinde, bir parça Türkiye bu konuda ilerleme sağlayabilmişti, ama tüm kazanımlar AKP sayesinde yavaş yavaş yok oluyor.

AKP ile birlikte, ülkemiz genelinde artan din eğitimi ile İslam’ın ilk günlerinden itibaren gelişme süreci, başta peygamberimiz Hz. Muhammet olmak üzere, İslam’a değer katmış önderler gereği gibi anlatılmıyor. Mesela Halife Me’mun, İbn Rüşt tanıtılmıyor. Medine Sözleşmesi derslerde işlenmiyor, İslam’ın akla bilime verdiği önem öne çıkarılmıyor…

İlgili:  Haruki Murakami: Acı kaçınılmazdır, vicdan ağrısı ise bir seçimdir

Dolayısıyla, her gün haberlere İslam adına saçma sapan, sapıkça açıklamalar duyuyoruz. Cumhuriyetimizin kuruluşuna ve kurucularına dair atılan iftiraları işitiyoruz.

Bu çerçevede günümüzde İslam dininin, özü yitirilerek (kadınlar-kızlar tesettüre girsinler, erkekler içki içmesinler, namaz kılsınlar gibi) şekilciliğe dönüştürülmüş olduğunu üzülerek görüyoruz.

Dinimizin güzel yanları olan “hak, hukuk, adalet, zalime karşı mazlumun yanında olma; iyilik, güzellik, sevgi, saygı, barış, kul hakkı yememe, haramdan uzak durma, akla ve bilime önem verme, temizlik, çevreye, doğaya saygı” gibi kavramları göz ardı edilince de meydan, dini siyasette ve ticarette nemalanma aracı olarak kullananlara kalıyor.

Tüm bunlar AKP’nin 16 yıldır yönettiği Türkiye’de yarattığı iklimin sonucu. Ondan sonra da İmam Hatipliler bile Deizme kayıyor diye yakınıyoruz.

Ne olmasını bekliyordunuz?

Ali Rahmi Beyreli, OdaTv


Kaynak

Viasat History kanalında yayınlanan “Medeniyetlerin Doğuşu” adlı belgeselde Halife Me’mun devrine geniş olarak yer verilmekte ve bu devrin Endülüs yolu ile Avrupa medeniyetinin gelişmesine katkıda bulunduğu yolunda samimi görüş ortaya konmakta.

Yine National Geografic’in Cosmos belgeselinin 4. bölümünde o dönemdeki İslam anlayışının eski Yunan medeniyetini gün ışığına çıkartıp insanlığın hizmetine sunduğu geniş olarak anlatılıyor.

Bu yayınlar sadece benim tesadüfen izleyebildiklerim, eminim daha başka görsel ve yazılı yayınlarda da bu hususlar detaylı olarak ele alınmaktadır.

** Özellikle Ay takvimi kullanan Müslümanların gökyüzünü incelemeleri sonucu Astronomi ve Matematik bilimlerindeki öncülükleri Avrupalıları çok etkilemiş. Matematikteki Cebir, bugün kullandığımız rakamlar o dönemdeki İslam medeniyetinin insanlığa hediyesidir.

Share.

Comments are closed.