Tanrı varsa, Tanrı’yı kim yarattı?

0

İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç dostumuz beni bağışlasın, yazısında, –  “Tengricilik akımı gitgide güç kazanıyor… Türk Deizmi olarak adlandırabiliriz. Türkçü bir karşı çıkış olarak frekansını yükseltmeye devam ediyor. Tengricilerin sosyal medya hesaplarının ve sayfalarının yüz binlerce üyesi var” demiş…

Hocam… Bu konuda yorum yapmayın bence. Türkiye’de ne Tengricilik var… Ne de Tengrici gençler.

Gelelim sadede.

Türkler, İslâmiyet’i kabulleri ile birlikte aralarında yorum farklılıkları ortaya çıktı.

Ortodoks İslâm yerleşik düzende, kitaba dayalı olarak yol aldı. Heterodoks İslâm ise göçebe zihniyeti içinde sözlü geleneği sürdürdü. Eski inançların bir kısmını devam ettirdi. Bu düzende en çok da Alevilik, Şamanizm ile ilgili inanış ve davranışları muhafaza etti.

Deizm ile Şamanizm’den söz edelim.

Şamanizm’de de Deizm gibi tebliğ geleneği, yani misyonerlik yoktu.

Şamanizm’de de tüm inançlara eşit zeminde yaklaşım söz konusuydu. Aynen Deizm’deki gibi.

Ben esas, Deizm’deki Tanrı kavramına temas etmek istiyorum bugün.

Tanrı varsa, Tanrı’yı kim yarattı?

Bu soru ve bu soruya verilen cevap, deistler ile ateistler arasındaki en belirgin yol ayrımını oluşturur. Bilimsel jargonla ifade etmek gerekirse, sorgulanan Büyük BingBang’ten öncesinin nedeni ve nasılıdır. Ateistler, ontolojik temel postülakabûlünden hareketle – öncesinin nedeni’ne ve nasılı’na inmek istemezler. Deistler ise ‘random’ (rastlantısal) bir oluşum söz konusu bile olsa, yüksek bir zekânın milyonlarca galaksiyi düzenlediğine inanırlar.

CAUSA PRİMA, YANİ İLK NEDEN… VARLIK FELSEFESİ… ONTOLOJİ…

Varlık ve İlk Neden üzerine düşünmeye çalışanlardan oldunuz mu hiç?

Varlık felsefesinin konusu varlıktır. Varlık,varolan her şeydir.

Varlık, gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alır; uzayda bir yer tutar. Zaman içinde değişir ve yok olur. Söz gelimi; erik ağacı kışın yapraklarını döker, baharda yeniden çiçek ve yaprak açar; zamanı gelince de kuruyup yok olur. Aynen insanoğlunun  doğması, bir süre yaşaması ve ölmesi gibi.

İlgili:  Bunları bilmeden Ateizmi anlayamazsınız

Ontoloji ise görünüşlerin arkasında kalan mutlak olanı arayan bir felsefe disiplinidir. Varlığı yalnızca var olması açısından kavramaya çalışır.

Varlığı çeşitli alanlara bölmeden bir bütün olarak ele alır ve onun oluşunu, temel yapısını, ilkelerini araştırır. Varlığın gerisinde daima bir şeyler aramış, mutlak olanı ortaya koymaya çalışmıştır.

Postüla da doğruluğu mantıksal olarak kabul edildiği halde, doğruluğu da yanlışlığı da ispatlanamayan önerme anlamına gelir.

Buradaki önerme, var olan her şeyin bir nedeni olduğu – olması gerektiği’dir.

Bu ilk neden bilinebilir mi?

Olay, Evren’in ve/veya Dünya’nın nasıl oluştuğu değil… İlk neden’in nasıl ve neden oluştuğu ile ilgilidir.

Peki ya nedenin nedeni… İyi de ya o nedenin nedeni… Gel de çık işin içinden. Olayın en başındaki nedenin – o her ne ise – kabûlüdür temel postüla.

İlk neden, deistlere göre, Yaratılmayan Yaratıcı’dır.

Budist araştırmacıların ilginç bir yaklaşımları vardır. Derler ki, “Bu soruya cevap aramanın gereği yoktur. Çünkü, verilecek cevaplar insanoğlunun kapasitesi belli beyninin kapasitesi ile sınırlı olacaktır.”

Halit Kakınç, OdaTv

Share.

Comments are closed.