Muharrem İnce’den Demirtaş çağrısı: Erdoğan tutukluyken cumhurbaşkanı adayı olsa, yine “tahliye edilsin” derim

0

Mal varlığını açıkladı: Bilmeye hakkınız var, sizden önce zenginleşmeyeceğim

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması yönündeki çağrısını yineledi. 1.5 yıldan uzun süredir tutuklu bulunan Demirtaş’ı dün Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyareti sırasında “Selahattin Başkan, sana da başarılar diliyorum” dediğini aktaran İnce, “Burada bir yarış var değil mi. Bir güreş var değil mi. Güreşte birinin elini bağayarak güreş olur mu? Elini serbest bırakacaksın. 1987 Türkiyesi’nde Ahmet Türk tutukludur, milletvekili adayı olur. YSK milletvekili adaylığını ilan ettiği gün serbest bırakılır. Cumhurbaşkanı adayı tutuklu olmaz kardeşim, gelsin yarışsın. Ne var ki bunda? Benim gidip ona oy verecek halim yok” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın 2002 yılında milletvekili adayı olamadığı dönemi de hatırlatan İnce, “Olsun diye Anayasa’yı değiştirdik. 8 kez oy kullandık. Orada Erdoğan milletvekili olsun diye oy veren insanlardan birisiyim. O zaman iyi, şimdi kötü. Olmaz öyle bir şey. Temel Bey bir yerde, Meral Hanım bir yerde, Selahattin Bey bir yerde, Erdoğan bir yerde, Muharrem İnce bir yerde gezecek. Yarış böyle olur, hakkaniyet böyle olur. Bunu Edirne’de de, Hakkari’de de, Rize’de de söylerim. Erdoğan tutuklu olursa, cumhurbaşkanı adayı olursa; onun da yarışa adil, eşit koşullarda girmesini isterim. Bu taraf tutma değil, demokrasi, adalet, vicdandır. Bunu başaracağız. Senin, benim iyim olmaz. Adalet yoksa, hukuk yoksa hiçbir şey yoktur” diye konuştu.

Malvarlığını paylaştı

Mitingte malvarlığını da açıklayan İnce, “Geçen gün bana ‘gariban’ dedi. Ben Sayın Erdoğan’dan 5 ay fazla milletvekilliği yaptım. Benim kıdemim 5 ay fazla. Başbakan’la milletvekilinin maaşı 3 aşağı 5 yukarı aynı. 16 yıldır milletvekiliyiz. Bir tane çocuğum var, eşim öğretmen, evim kira değil, babamızdan birkaç mülk kaldı. Ben şimdi Türkiye’nin en ucundan Muharrem İnce’nin mal beyanını paylaşıyorum. YSK’ya verdik ama gizli verdik. Hakim bilecek de Hakkari’deki esnaf kardeşim niye bilmesin. 5 yıl sonra bir daha dağıtacağım. Neyim artmış, neyim azalmış… Siz zenginleşmeden, ben zenginleşmeyeceğim” dedi.

“Emeklilik günleri gelmiş birini yuhalamayın, güzel gönderin, yuh yapmayın”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın dün AKP Genel Merkezi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede kendisine bugünkü Hakkari mitingini kastederek, “Orada Türk bayrakları olacak mı” diye sorduğunu söyledi. alandaki Türk bayraklarını göstererek kameralara seslenen İnce, “Ben de dedim ki, tabii olacak. Kameraler göstersin de, Sayın Erdoğan görsün biraz” ifadelerini kullandı.  Mitinge katılanların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yuhalamasını istemeyen İnce, “Emeklilik günleri gelmiş birini yuhalamayın, güzel gönderin, yuh yapmayın” diye konuştu.

TIKLAYIN – Muharrem İnce: Erdoğan, “Hakkâri mitinginde Türk bayrağı olacak mı” dedi, kameralar göstersin…

“Dün Edirne’deydim, bugün Hakkari’deyim”

Doğu Anadolu’daki ilk mitinginde konuşan İnce’nin konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Dün Edirne’deydim, bugün Hakkari’deyim. Akşam Trabzon’da, Rize’deyim. Yarın Antalya’dayım. Bir kardeşlik köprüsü kurmak için Hakkari’deyim.

-Köprü yapmak kolay iş, huzuru bulmak zor iş huzuru. Türkiye’nin normalleşmeye, barışa, kardeşliğe, demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye’nin özgürlüğe ihtiyacı var. Bunu gerçekleştireceğiz. Hiç kimseyi dışlamadan, elinin tersiyle itmeden, herkesi severek.

“Emeklilik günleri gelmiş birini yuhalamayın, güzel gönderin, yuh yapmayın”

-Temel Karamollaoğlu’na gittim, dedim başarılar diliyorum. Akşener’e gittim, ona da başarılar diledim. Dün hapishanede Sayın Demirtaş’a gittim. Dedim ki, “Selahattin Başkan, sana da başarılar diliyorum” dedim. Akşam Sayın Erdoğan’a gittim. Emeklilik günleri gelmiş birini yuhalamayın, güzel gönderin, yuh yapmayın. Dedim ki yarın Hakkari’ye gideceğim, bütün rakiplerim, bütün adaylar Hakkarililere bizden de selam söyle dediler. Onların selamlarını iletiyorum.

-Şimdi bakınız, ne yapmamız lazım. Beni çok iyi dinlemenizi istiyorum. Bu Doğu, Güneydoğu insanının bizim bölgelere göre farklı bir özelliği var. Taziyeleri çok önemsiyorsunuz siz, bir şey daha fark ettim biliyor musunuz. El salladığımda karşılık vermeyen kimse olmadı, herkes el salladı.

Erdoğan’dan İnce’ye: Hakkari’ye gittiğinde Türk bayrağı olacak mı?

-Bana sorduğu bir soruyu açıklamam lazım. Bana dedi ki kinayeli bir şekilde: “Hakkari’ye gittiğinde orada Türk bayrağı olacak mı”. Ben de dedim ki, tabii olacak. Kameraler göstersin de, Sayın Erdoğan görsün biraz. Tek olan şeyler bir grubun olamaz, hepimizin olur. Bayrak tektir, Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin hepsinindir bayrak. Cumhurbaşkanı tektir, CHP’nin, HDP’nin olmaz. 81 milyonun cumhurbaşkanı olur.

“Burada yaptığım konuşmayı Rize’de de yapacağım”

-Açık yüreklilikle diyeceğiz Kürt sorunu. Bu bir siyasal, ekonomik, kültürel, eksik demokrasi sorunudur. Ama Kürt sorunu asıl bir şeydir, ahlak sorunudur. Politikacı Diyarbakır’a, Hakkari’ye gelir, güzel laflar eder. Kürtlerin hoşuna gidecek. Başka  yere bir gider, unutur, bambaşka bir adam olmuş. Ben size söz veriyorum. Burada yaptığım konuşmayı Rize’de yapacağım. Ne ben sizi kandıracağım, ne de FETÖ beni kandıracak. Yapamayacağımızı söylemeyeceğiz, bazen siz kızacaksınız bana bazen Kocaeliler bazen Edirneliler bazen Diyarbakırlılar. Biz doğruyu bulacağız, 81 milyon kendisine “Biz beraber mi yaşayacağız, ayrı ayrı mı yaşayacağız” sorusunu soracak.

-Bu sorunları nasıl çözeceğiz? Bursa’nın B’si, 3-B ile çözeceğiz. Bir, barışacağız, İki, büyüyeceğiz, üç, bölüşeceğiz. Gönüllerde, yüreklerde, sokaklarda, meydanlarda barışacağız. Ekonomimiz büyüyecek. Ekonomimiz geliştikçe, mahkemelerimiz bağımsız oldukça dış yatırımcı, yabancı sermaye gelecek. Türkiye uygar bir ülke, orada hukukun üstünlüğü vardır. Buna inanacak, ekonomimiz büyüyecek. Ekonomimiz büyüyünce gelirimiz artacak; bunu da hakkaniyetli biçimde bölüşeceğiz. Hakkari da bundan payını alacak. Hakkari’de liseye giden Berfin kızımız, Siyasal Bilgiler Üniversitesi’ne gidip Yalova’ya vali olmanın hayalini kuracak.

İlgili:  Muharrem İnce'den bomba açıklamalar

-Önümüze zorluklar, emperyalist güçler, yabancılar, iç düşmanlar çıkacak. Ölümü göze almak gerekecek. Padişahın bir kızı varmış, demiş ki namuslu biriyle evlendireceğim. 10 damat adayı çıkmış, hepsine birer çiçek tohumu vermiş. Demiş bunları büyütün, baharda geri gelin, en güzelini yetiştirene vereceğim demiş. Dokuzunun elinde yemyeşil, çiçekli bir saksı, diğerinin elinde kupkuru bir saksı. Padişah sormuş, “Sen bana niye kupkuru bir saksı getirdin”. Demiş ki, “Her şeyi yaptım, olmuyor.” Padişah demiş ki, “Kızımı sana vereceğim, sen namuslusun. Size kavruk tohum verdim, normalde hiçbirinin yetişmemesi lazım. Sen ama ucunda ölüm bile olsa tohumu değiştirmedin.”

“Manifestoyu o açıklayamaz, o anca iflas belgesi açıklayabilir”

-Erdoğan, bir manifesto açıkladı. Manifesto nedir, gelecek bildirisidir. Ben diyor gelecekte şunları yapıyorum. 16 yıldır iktidarda olan biri bunu diyebilir mi. Manifestoyu o açıklayamaz, ben açıklayabilirim ben. O anca iflas belgesi açıklayabilir.

“Hep birlikte onun emeklilik dönemini hazırlayacağız”

-Diyorlar ki muhafazakar insanlara, başı kapalı insanlara: Cumhurbaşkanı olursa sizin başörtünüzü çıkarır diyorlar. Bakın bu yalan. İster evinde, sokakta, devlette tak; bunun geri dönüşü yoktur, bu konu kapanmıştır. İnsanlara niye böyle söylüyorlar biliyor musunuz? Saran korkunun adı, İnce hastalık korkusu. Buradan çıkışı yok, bunu çok net görüyor bunlar da. İlk yıllarında Sayın Erdoğan ‘çıraklık’ dönemim diyordu, sonra dedi ‘kalfalık’, sonra dedi ‘ustalık’. Şimdi hep birlikte onun emeklilik dönemini hazırlayacağız. Ama merak etmesin, o da evrensel kuralların işlediği gerçek bir hukuk devleti olan Türkiye’de o da özgür yaşayacak, o da rahat yaşayacak, merak etmeyin.

-Ülkü Hanım mal beyanımı verir misin? Geçen gün bana ‘gariban’ dedi. Ben Sayın Erdoğan’dan 5 ay fazla milletvekilliği yaptım. Benim kıdemim 5 ay fazla. Başbakan’la milletvekilinin maaşı 3 aşağı 5 yukarı aynı. 16 yıldır milletvekiliyiz. Bir tane çocuğum var, eşim öğretmen, evim kira değil, babamızdan birkaç mülk kaldı. Ben şimdi Türkiye’nin en ucundan Muharrem İnce’nin mal beyanını paylaşıyorum. YSK’ya verdik ama gizli verdik. Hakim bilecek de Hakkari’deki esnaf kardeşim niye bilmesin. 5 yıl sonra bir daha dağıtacağım. Neyim artmış, neyim azalmış… Siz zenginleşmeden, ben zenginleşmeyeceğim. Önce siz zenginleşeceksiniz, sonra ben zenginleşeceğim. Sıradan bir kamyon şoförünün oğlunu bu aziz millet 16 yıldır milletvekili yaptı. Sekreter, danışman, koruma, diplomatik pasaport verdi. Verdi de verdi bu fakir millet. Ben de gönlümü vermek istiyorum. İstiyorum ki, 5 yıl cumhurbaşkanlığı yapıp, bu milleti barıştırıp, sorunlarını çözüp; 5 yıl sonra emekli olup torunlarıyla Sümbül Dağı’na bakarak emekli bir cumhurbaşkanı olup demli çay içmek istiyorum. Sizden bir avuç pirinç istiyorum, size bi kazan pilav yapacağım bununla.

İlgili:  Muharrem İnce fenomeni

-Bir şoför var, bir de yolcular var. Biz de otobüsün içindeyiz, yolcular var bir de şoför olarak Erdoğan. Yolcuların değil, kendisinin istediğini yapıyor. Yapmamız gereken iş şoförü değiştirmektir.

“Erdoğan milletvekili adayı olamadı; olsun diye Anayasa’yı değiştirdik, 8 kez oy kullandık”

-Şimdi bir yarış var değil mi, yarış. Burada bir yarış var değil mi. Bir güreş var değil mi. Güreşte birinin elini bağayarak güreş olur mu? Elini serbest bırakacaksın. 1987 Türkiyesi’nde Ahmet Türk tutukludur, milletvekili adayı olur. YSK milletvekili adaylığını ilan ettiği gün serbest bırakılır. Cumhurbaşkanı adayı tutuklu olmaz kardeşim, gelsin yarışsın. Ne var ki bunda? Benim gidip ona oy verecek halim yok. Erdoğan milletvekili adayı olamadı, olsun diye Anayasa’yı değiştirdik. 8 kez oy kullandık. Orada Errdoğan milletvekili olsun diye oy veren insanlardan birisiyim. O zaman iyi, şimdi kötü. Olmaz öyle bir şey. Temel Bey bir yerde, Meral Hanım bir yerde, Selahattin Bey bir yerde, Erdoğan bir yerde, Muharrem İnce bir yerde gezecek. Yarış böyle olur, hakkaniyet böyle olur. Bunu Edirne’de de, Hakkari’de de, Rize’de de söylerim. Erdoğan tutuklu olursa, cumhurbaşkanı adayı olursa; onun da yarışa adil, eşit koşullarda girmesini isterim. Bu taraf tutma değil, demokrasi, adalet, vicdandır. Bunu başaracağız. Senin, benim iyim olmaz. Adalet yoksa, hukuk yoksa hiçbir şey yoktur. Bunu gerçekleştirmeye hazır mısınız?

-(Kalabalığın sağ yanından ses çıkmamasının ardından) Bu sağcılar hep böyle zaten, ses çıkmıyor. Türkiye’yi yine solcular kurtaracak.

-Benim derdim Türkiye, beraber, mutlu, özgür yaşamak. Bunu başaracağız. 15 yaşında Yalovalı bir çocuk olarak beni etkileyen Diyarbakırlı Ahmed Arif’in dediği gibi, “Haberin var mı taş duvar… Demir kapı, kör pencere // Yastığım, ranzam, zincirim // Uğrunda ölümlere gidip geldiğim // Zulamdaki mahzun resim. // Görüşmecim yeşil soğan göndermiş // Karanfil kokuyor cigaram // Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..” // Derdim bu // Hep birlikte memleketimizin dağlarına bahar getireceğiz // İnsanlarımızın yüzleri gülecek, gençlerimize iş bulacağız, memurlarımız sürünmeyecek, belediyeden işçilerimiz çıkarılmayacak…”

Share.

Comments are closed.