Rutin, faydayı azaltır degişiklik yapın

0

Yeni yıla yeni kararlarla girmek istiyor, “Yeni yıla yeni bir ben lazım” deyip de bazı şeyleri değiştirmeyi arzuluyorsanız gelin bu işe önce egzersiz uygulamalarınızdan başlayın.

Birçok kişi hep aynı egzersizi yapmaya devam ettikleri halde gördükleri faydanın zamanla giderek azaldığından şikâyet ediyor. Haklılar! Gerçekten de vücudunuz belirli bir rutine girdiğinde olumlu etkiler yavaş yavaş azalır. Sadece aynı egzersizi yapmak değil, hep aynı saatlerde spor yapmak bile sonucu etkiler.
Yapmamız gereken çok basit; bu rutini kıracaksınız. Bunu yapmanın da üç yolu var. Antrenman şiddeti, antrenmanın hızı ve şeklini değiştirmek. Mesela düz yolda yürümek yerine yokuş çıkabilir, her gün yürüdüğünüz rotayı değiştirerek, bir hızlanıp bir yavaşlayabilirsiniz.
Yürüyüş bandında yürüyorsanız, ara sıra eğimi artırın. Bisiklete binerken hız değiştirin.
Kısacası, egzersiz yaparken vücudunuzun hazırlıklı olmadığı bir kaos yaratmaya çalışın.
Uzmanlar devamlı sabah ya da devamlı akşam egzersiz yapmayı da önermiyorlar. Egzersiz saatlerini değiştirmek bile daha etkili sonuçlar almanızı sağlıyor.
Ayrıca farklı kas gruplarını çalıştırmayı da hedefleyin. Eğer devamlı yürüyorsanız, bazen yüzün. Devamlı yüzüyorsanız, bisiklete binin. Bazen voleybol oynayın, bazen dans edin.
Egzersiz yapmadan tekrarlanan ağır diyetler yalnız yağlarınızı değil, kaslarınızı da yakıyor.
Kaybettiğiniz her bir gram kas, diyeti bıraktıktan sonra üç-beş kat daha fazla yağ olarak geri dönüyor.
Unutmayın; sağlıklı kilo, sağlıklı beslenme ve sağlıklı egzersiz üçlüsü hastalıkları önlemek ve daha uzun yaşamak için en güvenli, en etkili yoldur.

Domatesten maksimum sağlık faydası almak için…

◊ Küçük domatesleri tercih edin. Küçük domateslerin likopen içeriği büyük domateslerden daha fazla. Genel bir kural olarak, bir meyve ya da sebzenin kabuğu, iç bölümüne kıyasla ne kadar fazlaysa antioksidan gücü de o kadar artar.
◊ İşlenmiş domates ürünleri daha faydalı. Vücut, yemeğe konan salça, domates çorbası ya da pişmiş domateste bulunan likopenden çok daha fazla yararlanıyor.
◊ Likopen yağda eriyen bir madde olduğu için pişmiş domates ya da domates ürünlerinin üstüne bir parça sızma zeytinyağı gezdirmek dolaşım sistemine daha kolay geçmesini sağlayacaktır.
◊ Likopen vücutta depolanan bir karotenoid değil. Domates ürünlerini düzenli tüketmezseniz kandaki likopen düzeyi hemen düşer. Bu nedenle salça, domates çorbası ve domatesli soslar sofranızın değişmezleri arasında olmalı.
◊ Domates ve domates ürünlerinin sağlık gücü yalnızca likopenden zengin olmalarıyla sınırlı değil. Domates, potasyum, B3 ve B6 vitaminleri açısından da zengin bir kaynak.

İlgili:  120 yıl yaşayan Hunza Türkleri'nin yaşam sırrı!

O elma artık eski elma değil

Son yıllarda tüm dünyada bir vitamin fırtınası var. Buna ‘vitamania’ da deniyor. Vitaminlerin beslenme gündemini bu kadar işgal etmesinin ise pek çok nedeni var. Bunlardan en önemlisi, yediğimiz gıdaların içinde eskisi kadar vitamin olmaması. Çünkü suni gübreler ve genetik müdahaleler ile yiyeceklerin yapılarını bozduk.
Bugün yediğimiz elma, eskiden yediğimiz elma değil. Ne portakal eski portakal ne de buğday eski buğday. Daha da önemlisi, bu besinleri artık tam halleriyle, yani işlenmeden yiyemiyoruz.

Köyde yaşıyor olsak, tarlamızdan topladığımız buğdayı dövme yapardık. O dövmeyi bir güzel pişirir, yanına soğan ve yoğurdu katık eder yerdik. Ama biz markete gidiyoruz ve buğdayı en işlenmiş haliyle, yani un alarak satın alıyoruz. Yani bize artık o buğdayın kepeksiz, en vitaminsiz hali, sadece beyaz kısmı kaldı.

Buğdayın kepeğiyle beraber B vitamini de yok olup gitti. İçindeki rüşeym de gidince, E vitamini sırra kadem bastı.
Vitaminlerin bu kadar gündemde olmasının başka bir nedeni de, artık daha uzun süre yaşamamız.

Dolayısıyla vitaminlerden faydalanmamız gereken yaşam süresi de uzadı. Ortalama ömür 80-90 yıla doğru yol alıyor.
Yaşlandıkça vücut daha çok vitamine ihtiyaç duyuyor ama ihtiyacının aksine çok daha az vitamin kazanabiliyor.
Çünkü ileri yaşlarda, vücudun tüm fonksiyonları gibi besinlerden faydalanma kapasitesi de azalıyor ve vücut yiyeceklerdeki vitaminleri daha az emebiliyor.

Bazı vitaminlerin yokluğunda ise ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.
Sağlıkla ilgili her konuda olduğu gibi, vitaminler söz konusu olduğunda da biraz dikkat, biraz beceri, biraz araştırma ya da bilgili bir hekimin önerilerinden faydalanmak gerekiyor.
Eğer bu konuda yeterince bilgi sahibi olmazsak, vücudumuza zarar veririz.

Lütfen sağlığınızı da yakmayın

İlgili:  Dünyanın en yaşlı insanı sırrını paylaştı

Pilavın dibi tuttuğunda elinize bir kaşık alıp keyifle yiyenlerden misiniz? Keyfinizi bozmak istemem ama bu yaptığınız mezarınızı kazmakla aynı şey. Bilmeniz gereken çok basit ama çok önemli bir sağlık kuralı var; yanmış olan her şey kanserojendir.
Mesela fırın sütlaç mı yiyeceksiniz? Fırın sütlacın üzerindeki yanmış bölüme dikkatle bakın; karşınızda bir kanserojen tabakası bulunuyor.
Yemek kültürümüzün önemli parçalarından biri olan közlenmiş sebzelerde de durum farklı değil.
Bu pişirme tekniği, biber, patlıcan, domates gibi sağlıklı olan sebzeleri birer kanser topu haline dönüştürüyor.
Aslında yapılması gereken şey çok basit; yanmış olan bölümü atın. Bunu yaptığınızda hiçbir tehlike kalmıyor. Bu kural bütün gıdalar için geçerli.

Bu yıl biraz daha çok dokunun!

Dokunmak, okşamak ve mümkünse kucaklamak, önemli bir ruhsal destek sağlıyor. Dokunmanın iyileştirici ve koruyucu etkisi aslında binlerce yıldır biliniyor. Masaj geleneği yüzlerce yıllık gücünü dokunmanın iyileştirici etkisinden alıyor.
Fırsat buldukça tokalaşmak, kucaklaşmak, el ele, sırt sırta, omuz omuza olmak bedene de ruha da iyi geliyor.
Dokunmanın sakinleştirdiği, beyinde endorfin üretimini artırarak böbrek üstü bezlerinde DHEA üretimini artırıp kortizol seviyesini azaltarak sağlığa iyi geldiği bilimsel olarak da gösterilmiş.
Ayrıca okşamak, masaj yapmak, dokunarak sevmek çocuklarda büyüme hormonunu artırıyor; okşanan, sevilen, dokunulan bebekler daha hızlı büyüyor.

B12 vitamini azalınca neler oluyor?

B12 vitamin değerlerinizin düşmesi aşağıdaki belirtilerle kendini gösterebilir:
◊ Unutkanlık devreye giriyor.
◊ Yorgunluk baş gösteriyor.
◊ Uykusuzluk ve bitkinlik başlıyor.
◊ Kulak çınlaması görülebiliyor.
◊ Denge bozukluğu ve ayağa kalkınca baş dönmesi gelişmesi ihtimali de var.
◊ Odaklanma sorunu sıklaşıyor.
◊ Ayak ve el uyuşmaları gelişiyor.
◊ Kaslarda yorgunluk ve gevşeme hali ortaya çıkıyor.
◊ Dilde yanma sık görülen bir belirti.
◊ Kramplar can sıkıcı hale gelebiliyor.
◊ İştah bozukluğu gelişiyor.
◊ Hızlı kilo alma, zor kilo verme yani kilo direnci görülebiliyor.

İlgili:  Huzurlu ve keyifli bir hayat için uzun bir yol haritası

Geleneksel mutfağınıza sahip çıkın

Etnik mutfaklara ilgi artıyor ve her ülke kendi geleneksel mutfağını yeniden canlandırmaya çabalıyor. Bu sağlık açısından da çok olumlu bir gelişme. Çünkü yiyecekler genlerimizle, genlerimiz de yiyeceklerle konuşuyor!
Bu yüzden, mümkün olduğu kadar yerel besinleri yerel yemekleri tercih edin. Dahası, sebze ve meyveleri mevsiminde yemeye çalışın. Eğer mümkünse doğal tarımla yetiştirilmiş, daha da iyisi organik olanlarını tüketmeye çalışın.
Bizim için kavunun mangodan, Osmanlı çileğinin altın çilekten, Amasya elmasının Şili elmasından daha makbul ve faydalı olduğunu düşünüyorum.
Geleneksel Türk mutfağını yeniden hatırlamanızı, bu mutfağın özellikle Akdenizli yanını öne çıkarmanızı öneriyor ve burger, pizza, kızartılmış tavuktan uzak durarak aile sofrasını yeniden kurmanızı tavsiye ediyorum.

Osman MüftüoğluHürriyet

Share.

Comments are closed.