23 Nisan Nedir?

0

Solcuların bir bölümü Atatürk’ü sevmez.

Sevgi / nefret türü ifadelerin tarih okumada pek de yeri yoktur aslında. Herkes gibi Atatürk de eleştirilir, eleştirmekte de sorun yok.

Ama bazıları Atatürk’ten nefret eder.

Bir kişi şeriatçıysa, akla, bilime düşmansa veya beyinsiz bir mahluksa bu nefreti de anlarım.

Ama hangi tonuyla olursa olsun, kendine solcuyum diyen bir insanı nefret içinde görürsem, sabır taşım çatlar ve o arkadaşa usulca yaklaşıp sorarım:

– 23 Nisan nedir?

Vereceği yanıt, herkesin bildiği şeydir: “Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı”

– İyi de, derim. Neden çocuk bayramı?

Çocukları sevdiği için, bir de çocuklara bayram yapılsın diye, balon satışları artması amacıyla vs…

Biliyoruz ama unutuyoruz…

Bu ülkede ilericilik, gericilik veya solculuk sağcılık cumhuriyetle icad edilmiş kavramlar değil.

Osmanlı zamanında da ilerici, solcu insanlar vardı.

Bu solcu insanlar Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan sadece iki yıl önce: 1917 yılında çok ilerici bir yasa teklifi sundular:

“Kız çocuklarına evlenme yaş sınırı 9 ile sabitlensin”

Yani?

“9 yaşından küçük kızlarla evlenmek yasak olsun”

Şimdi diyeceksiniz ki, “Bunun nesi ilericilik, adamlar 9 yaşındaki çocukla evlenebilirsiniz, diyorlar”

Haklısınız. Ama o tarihte bu ilerici bir hamleydi.

Çünkü o payitahttttt, dirilişşşşşş gibi osuruktan teyyare dizilerde asla söylenmez ama Osmanlı’da bir erkeğin bir “kadın”la evlenme yaş sınırı 2’ydi (yazıyla iki)… Altmış yaşında bir “koca”, “çişini tutan” iki yaşında bir bebeğe (pardon kadına) hallenebilir ve başlık parasında anlaşırsa çocuğu (bebeği) iki yaşındayken yatağına alabilirdi.

İnanılmaz değil mi?

İnanılmaz ama gerçek.

1917 Medeni Kanun Meclis Tutanaklarını bir okuyun. Solcu (ilerici) vekiller 9 yaş sınırı yasa teklifini verince nelerle karşılaşıyorlar, bir görün… Ne kafirlikleri kalıyor, ne de vatan hainlikleri. Bu vekillerin idam edilmesi bile talep ediliyor. Allah’ın kanunlarına karşı çıkan bu teröristlerin Meclis’te işi ne? diyorlar.

İlgili:  Ey Muharrem, Ey Kemal, Ey Kureyşliler

Ve karar kabul edilmiyor. Bir yıl askıda kalıyor ve sonra tamamen rafa kaldırılıyor.

Atatürk’ün son darbeyi vurup yıktığı Osmanlı denilen aile şirketinde, tüm kız çocukları iki yaşından itibaren herhangi yaşta bir erkeğin evlenme teklifine açık olarak yaşıyorlar.

Sonra ne oluyor?

Atatürk şeriatçı köpeklerin kafasına balyozu indiriyor ve kız çocuklarının aile rızasıyla evlilik yaşı 15’e, kendi rızalarıyla evlenme yaşı 18’e çıkartılıyor.

Solcu vekillerin başarısız “dokuz yaş” önerisinden 300 yıl sonra mı? Hayır, sadece dokuz yıl sonra.

Bu yüzden 23 Nisan’a “ulusal egemenlik ve çocuk bayramı” adı veriliyor.

Kız çocuklarının “çocukluk” hakkı kanunla sabitleniyor.

İslam dünyasında ilk kez.

Ve şu anda bile neredeyse tek örnek olarak.

Şimdi çaktınız mı şeriatçının “haklı” Atatürk düşmanlığının sebebini

Çocuk Bayramı bir lay lay lom günü değil arkadaşlar. Herkes referandumdaki %50-%50 durumunu konuşuyor ya, her toplumun yarısı kadın, yarısı erkektir.

Kadını bu derece aşağılayan bir anlayışla hiçbir ulus egemen filan olamaz. Kadın yoksa ne ulus var, ne egemenlik…

Eleştirel düşünceye sahip solcu arkadaşım. Atatürk’ü gel beraber eleştirelim.

Ama bir yandan da düşünelim, “Biz bu yaşımıza kadar iki elimizle bir şeyi doğrultamamışken, adam 9 senede bütün kız çocuklarını kurtarmış. Kim oluyoruz da, kimi eleştiriyoruz? Ne dersin yiğidim?”

Yaşasın 23 Nisan.

Yaşasın kız çocuklarının çocukluk yaşama hakkı.

Yaşasın özgürlük.

Nice 23 Nisan’lara!

Ateş İlyas Başsoy


Atatürk’ü Gören Çocuk – Adana’lı Feride Teyze

Share.

Comments are closed.