Hülya Avşar’ın haklı olduğunu sosyo-psikologlar söyleyecektir size

0

Hülya Avşar’ın haklı olduğunu çağın sorunlarını takip eden sosyo-psikologlar söyleyecektir size

Mehmet Aslantuğ’a ezberleri üzerinden olmadığı bir entellektüellik yüklüyorlar. Hülya Avşar’ın dediğinin günümüz sosyo-psikologları arasında tartışılan bir konu olduğundan bi haber yorumluyorlar, hem de cümbür cemaat.

Üreme ve aile için 1950’lerin modeline dönülmedikçe aile kavramı ortadan kalkmaya mahkumdur diyor çünkü onlar.

‘Kadın çalışmasın’ diyen bir muhafazakar, bir dindar ben hiç görmedim. Tarikat yöneticilerinin karıları kızları belki çalışmıyordur, hani babaları kocaları kolay ve çok kazandığı için ihtiyaç yoktur.

Alt tabakaya inildikçe o kadınların kafasına vurup kazandığını, yövmiye mi, maaş mı her neyse elinden alıyorlar ama illa ki çalıştırıyorlar! O kadının bir geliri yoksa zaten nikahlı, nikahsız her neyse bir ev bark olamıyor. Bunlar gecekondu modelde de aynı, civar sosyo-ekonomik grupta da aynı.

Köylerden Avrupa’ya göç eden pek çok genç kadının (türbanlı, mutaasıp, hacı hoca takımından hem de) üste para vererek ve kendi maaşlarıyla bir erkek ‘satın alıp’ aile kurduklarına şahitliğim var.. ki örneklerin bildiğimden fazla olduğuna eminim. Diğer tartışma konusu ‘sperm bankası’ ya hani, işte erkeğin masraflarını ödemiyeyim bari de, sadece çocuğun masraflarını karşılayayım diyen kadının alternatifi de bu Batı’da.

Belki en üst yüzdedeki azınlığın karıları, kızları çalışmıyordur. Tabi bir de bazı siyasilerin. Ortalama ile kıyas kabul etmeyecek servetlerini daha kolay yapıyorlar çünkü.

Siz tartışmanın hala 1960’ların hak talep eden feministlerinin önderliğinde olduğunu sanıyor ve fena halde yanılıyorsunuz. Erkekler, kadnların çalışmasını kadınlardan daha çok istiyorlar, ayrıca aileden zengin olmasını. Hatta mümkünse ‘kadın çalışsın, ben evde oturur yemek de yaparım, çocuk da bakarım’ diyorlar! Azınlık falan değil, gayet ciddi bir yüzde bu. Haşin kapitalist sistemden yorulmuş ve tutunamamış erkek portresi de var içlerinde, tembel olanlar da, aylaklar da. Çocuk yapıp aile kurmak kadının isteği ve görevi ya hani, parayı da o verecek tabi! Erkeklerin eğlenceli ve kolay yaşam dışında bir istekleri yok.

İlgili:  Osmanlı geçmişimiz, Cumhuriyetin ilk yılları geçmiş gibi görünse de bizim geleceğimizdir

Bununla birlikte 60’lardan bu yana eşit haklar konusunda kadın hala geride bırakılmaya çalışılıyor. Hem kadından dünyaları bekliyorlar, hem asıl parsayı hep kendileri alıyorlar.

Siz de kalkmış sanki evi geçindiren erkek gibi, ‘kadın çalışsın mı çalışmasın mı’yı tartışıyorsunuz… hangi yüzyılda yaşıyorsunuz siz?

Ortada bir aile, çocuk, çocuklar varsa, yüzde 50’sinden fazlasında geçimi kadın sağlıyor o evlerde. Evli de olsa, boşanmış da olsa, hiç evlenmemiş de olsa, bekar anne olarak da olsa.

Gerçeklerden kopuk bir tartışma. Hülya Avşar’ın ki değil, itiraz edenlerin ki.. kadın diyor ki ‘keşke evi geçindirebilecek kadar iyi kazanan, güvenebileceğim, sırtımı yaslayacağım biri olsaydı da, çalışmam gerekmeseydi.. keyfime keder çalışsaydım.’ Her insan gibi kadının da yorulma ve dinlenme hakkı var.

Düzenli ve mutlu aile hayatı için genele baktığınızda, geleneksel rollerin benimsendiği ailelerin bu konuda başarıyı yakaladığını görürsünüz. Boş tartışmaların bir anlamı yok. Kimse kimseye ‘eve kapansın’ demiyor, konu başka.

Çocuğun büyümesinde de, gelişiminde de, psikolojisinin iyiliği için de ailede geleneksel rollerin önemi var. Kızıyla yarışan anneler kadar (bu da ayrı bir yazı konusu), baba rolünü hakkıyla oynamayan erkekler de negatif etki çocuk gelişiminde, kendi mutsuzluğu bir yana.

Psikolog Şeniz Pamuk: 1950’lerin hayatına geri döneceğiz, kadın daha az çalışacak

1950’lerin aile modeline dönmek şimdilik pek olası görünmediğine göre.. insan klonlanmasına çeyrek kalmışken, 3 biyolojik ebeveynli çocuklar yasal olarak doğarken… bildiğimiz üreme ve aile modellerinin tamamen değişip dönüşeceğini de düşünebiliriz.

Kadının iyi eğitim alıp çalışma hayatına katılmasının tartışılacak hiç bir yönü yok. Kadının çocuk doğuran büyüten kişi olmasının yanı sıra kendi özgürlüğü ve mutluluğu, yaşadığı tek hayatı anlayıp layıkıyla yaşayabilmesi için bunları yapması şart.

İlgili:  Kul olmayı reddeden kadın, senin yalanını yer mi bayım?!

‘Sevgi’nin ve aile kavramının olduğu yerde ‘para’ konu edilecek bir kavram asla değildir. Ama bir yudum sevgi peşindeki kadın cinsi, kendisine öğretildiği gibi aile kurma hayali ile ‘sevgi’ yalanıyla çok kolay kandırılmakta veya bile isteye kanmaktadır. Kadınların büyük bir bölümü zaten kendi ekonomik gücüne güvenmeden çocuk dünyaya getirmiyor, erkeğin gidebileceği fikri kafasında hep asılı duruyor zira. En kötü alternatif, sizi sevmeyen bir eşten çocuk yaptınız, ve siz erkenden öldünüz senaryosu. O çocuğa ne olacak?

Tüm iyi niyeti, aşkı ve sevgisiyle evlendiğiniz, çocuk yaptığınız biri bile olsa, hayat bu, işler ters gidebilir, ani bir sağlık sorunu, bir kaza, herhangi bir şey, eşiniz, çocuğunuzun babası gidebilir. Sizin kaldığınız yerden o aileye bakıp geçiminizi sağlayacak birikim ve donanımda olmanız gerekir.

Kadınların da aynı konumlarda çalışan erkekler kadar eşit maaş ve ücret aldığı bir dünya umuduyla diye bitirelim.

Hülya ortaokul mezunu, Mehmet üniversite, aralarında eğitim farkı var ama kültürel olarak çok büyük fark görmüyorum ben.

Mehmet Aslantuğ’un karısı muhtemelen lise mezunu, Türkiye güzeli unvanı var ve evlendiği günden beri çalışmıyor. Hülya güzel seçildiği günden bu yana çalıyor ailesinin geçimini de o sağlıyor.

‘Kadınlar mutlaka çalışmalıdır’, diyen Mehmet’e sorarlar, ‘senin karın neden çalışmıyor o zaman Mehmet?’ derler adama!

Kadınlar çalışmasın demiyor kimse, ‘erkekler de en az kadınlar kadar güçlü olsun’ diyor!

Her işi biz yapacaksak, siz ne yapacaksınız beyler? Hayatınızı eğlenerek mi geçirmeyi düşünüyorsunuz?

Nehir Coşkun


Ayşe Arman‘ın bu konuda bir kaç sene önce psikologlarla yaptığı bir röportaj vardı, konuyu güncellerse, ilgilenenler de öğrenir. Hem 8 Mart, hem konu gündem olmuş bu yönüyle madem.

Share.

Comments are closed.