İktidarın medya ile savaşı neden ve niçin başlamıştı?

0

Dünkü yazımın sonunda “Kaç sahte seçmen yazabilirler” anonsunu yapmıştım, fakat bir süredir ayıklamakta olduğum eski gazete kupürlerinde dün 2008-2009 yıllarına ait olanları tararken bir hazinenin içine düştüm. İktidarın medyaya ilk savaş açtığı yıllar. Doğan Holding’e kesilen 6.8 milyar liralık Maliye Bakanlığı vergi – cezalarıyla ilgili haberler (2009). Ve 2008’de iktidarın yolsuzlukları ile ilgili Hürriyet, Milliyet, Vatan, Cumhuriyet vb. gazetelerde sayfalar dolusu yolsuzluk haberleri.

Ve o zamanki başbakanın gazetelere açtığı savaş, millete, şu gazeteleri satın almayın, çağrıları.

Mesela Deniz Feneri davası. Milliyet: Sanıklar bağışları zimmetine geçirdi, önemli bir kısmı Türkiye’ye gönderildi, gemi – arsa alındı, şirket kuruldu! Vatan: Fener’in Türkiye bağlantıları tek tek buharlaşıyor. Cumhuriyet: Deniz Feneri ile ilgili sorulara sinirlenen Başbakan (o zamanlar başbakana soru sorulabiliyordu demek..) gazetecileri azarladı..

Bir gecede olanlar

Cumhuriyet: Bir gecede zengin olanlar, Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzlukları.. Kardeşi FETÖ terör örgütünün askeri darbesine karışan, o zaman Sakarya milletvekili ve AKP Gn. Bşk. Yardımcısı Şaban Dişli konusunda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgeler..

Kılıçdaroğlu’nun yine Fırat ile yaptığı TV programında yolsuzlukları açıklaması.. İstanbul Silivri E 5 karayolu üzerindeki araziye imar değişikliği yapılması karşılığında “1 milyon dolarlık rüşvetin protokolü”.. Gaziantep Belediyesi’nin ucuza satın aldığı fıstık arazilerini sattığı partili işadamına, hemen arkasından imar değişikliği ile kazandırdığı milyonlar (30.9.08).

Taha Akyol’un Milliyet’te İslami Kesim ve Yolsuzluk yazısı.. Ali Bulaç’ın maalesef çok sayıda yolsuzluk var, açıklaması..

Taaa 2006, 24 Aralık, Cumhuriyet: AKP’den ihraç edilen Hatay milletvekili Fuat Geçen’den hükümete suçlama: Yolsuzluklara göz yumuyorlar. Yine aynı yıl Merkez Bankası Bşk. Durmuş Yılmaz: Belediyeler şeffaf değil, uyarısı.

‘Su uyur soygun uyumaz’

2008: Hükümet Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yapıyor ve Kamu İhale Kurumu’nun denetleme ve inceleme yetkilerini tırpanlıyor. Nedenini o zamanki başkanın, “İhale iktidar yakınına gidiyor diye 103 şikâyeti ben yaptım.. Artık yetkim yok” açıklaması… Sağlık Bakanlığı’nda başmüfettiş Atılay Ergüven’in yolsuzluk artıyor açıklaması üzerine görevinden alınması ve sayman yapılması… Gül Cumhurbaşkanlığı’na geldikten sonra, Sezer zamanında Devlet Denetleme Kurulu’nun hazırladığı raporların ortadan kaybettirilmesi.

İlgili:  Rakamlarla Osmanlı

Yazarların yolsuzluk yazıları.. Metin Münir: “Su uyur soygun uyumaz.” 

Ortalık yolsuzluk haberleriyle yıkılıyor ve AKP rahatsız oluyor. Başbakan’ın bu gazeteleri evlerinize sokmayın veryansınlarına, mesela Aydın Doğan, “Başbakan özgür basın ile iftihar etmeli” açıklaması yapıyordu: “Türkiye’de demokrasi olacaksa, siyasi partiler ve bağımsız yayın organları olacak..Başbakan bizi rakip olarak değil, demokrasinin unsurları olarak görmeli..” (Milliyet, 19 Eylül 2008).
Yaaa, öyle mi!
Hey gidi günler!
Ama bu kadar değil, bakın neler olmuştu bundan sonra… Yarın..

‘Seçimlerde parmak boyası geri gelsin’ 

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Ali Özcan, seçimlerde çıkmayan parmak boyasının geri gelmesi için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Bir kişinin birden fazla sandıkta oy kullanarak hile yapmasının önüne geçilmesi için bu uygulamanın şart olduğunu savunan Özcan, özellikle AKP ve MHP’nin ortaklaşa getirdikleri ittifak düzenlemesi ile seçim güvenliğinin ortadan kalktığını savundu.
Şu gerekçeyi de belirtti:

“Aynı binada oturan seçmenlerin farklı sandıklara dağıtılmasını sağlayan yeni düzenleme ile, seçmenlerin sahte oy kullanımının denetlemesi imkânsız hale gelecek.. Seçim sistemimizle ilgil i pek çok haksız düzenleme getirdiler.

Bunlardan biri de seçmenin kendi binasında tanımadığı kişilerin seçmen listesinde olması halinde itiraz hakkı vardı. Şimdi sandıkları karıştırarak bu hakkı ortadan kaldıracaklar. Bu durumda esk i usul parmak boyama sistemi ile bir kişinin birden fazla sandıkta oy kullanmasının önüne geçilmesi şarttır. Başka da bir yolu yoktur. Eğer AKP ve MHP, seçim güvenliği konusunda samimilerse kanun teklifimi hemen kabul edeceklerdir.”

Orhan Bursalı, Cumhuriyet

Share.

Comments are closed.