Laiklik, Aydınlanma ve Biz

0


1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptalinin, basit bir karar iptalinin ötesinde, Türkiye İslamcılığının Atatürk ve Cumhuriyet’le olan hesaplaşmasının bir sembolü ve yeni rejim adına atılmış en önemli adımlardan biri olduğunu iktidar da muhalefet de biliyor ve her ikisi de bunu bildiği halde böyle değilmiş gibi yapmayı tercih ediyor.

Ayasofya kararı ile birlikte iktidar rejim inşasında bir merhaleyi daha geçti, muhalefet ise hem sağcı doğası gereği hem de iktidarı sandıkta yeneceğine duyduğu inançla bu merhalenin aşılmasını da itirazsız bir şekilde kabul etti, hatta buna destek verdi.

Geldiğimiz noktada, Ayasofya kararıyla birlikte, Türkiye’de siyasetin bütünüyle sağa kaydığı, Milli Görüş’ün tezlerinin devletin resmi ideolojisi haline geldiği, muhalefetin siyaseti iktidarın, yani İslamcılığın diliyle yapmayı kabul ettiği, düzen güçleri arasındaki mücadelenin sağ fraksiyonlar arasındaki bir yarışa dönüştüğü, Türkiye toplumunun önüne gelecek diye konulan şeyin sağcılığın ve İslamcılığın farklı versiyonları olduğu bir kez daha görülmüş oldu.

Türkiye’de sınıf sömürüsü din sömürüsüne muhtaç.

Türkiye’de sermaye düzeni meşruluğunu ancak din üzerinden tesis edebiliyor.

Türkiye’de düzenin elinde açlığın, işsizliğin, yoksulluğun üzerine örtebileceği başka bir örtü kalmamış durumda.

Dincilik, milliyetçilikten de aldığı destekle, Türkiye’nin hem bugününü hem yarınını çalıyor; bunu yaparken de kitleleri hamaset edebiyatıyla uyutmaya devam ediyor.

Dinselleşme düzenin elindeki en önemli araçsa, bize halktan yana bir laiklik siyaseti lazım.

Düzen hamasetten besleniyorsa, bize halktan yana bir aydınlanma lazım.

Düzen, halka milliyetçilik sosuna bulanmış bir dinselleşmeden başka bir şey vaat etmiyorsa, bize bu vaadi elinin tersiyle iten bir gelecek perspektifi lazım.

Türkiye’de artık düzen sınırları içerisinde laikliği ve aydınlanmayı savunma imkânı ortadan kalktığı gibi, laikliği ve aydınlığı savunmayan bir düzen karşıtlığının da herhangi bir anlamı bulunmuyor.

İlgili:  Daha acil bir sorunumuz yok: Şeriat kurumsallaşıyor

Bugünün Türkiye’sinde laikliği de, aydınlanmayı da hakkıyla ancak sosyalistler savunabilir, bugün ancak sosyalizmle ilişkilenmiş bir laiklik mücadelesi ve aydınlanma fikri kitlelerde karşılık bulabilir ve bugün Türkiye toplumuna sahici bir gelecek vaadinde ancak sosyalistler bulunabilir.

En öncelikli görevimiz bunu anlamak ve anlatmaktır.

Fatih Yaşlı, SolHaber

Share.

Comments are closed.