Paranın ne kadarı saadet getirir?

0

Ekonomistler ve psikiyatrlar el ele verip bunun cevabını aramış. Zira çok para mutluluk getirmiyor ama fakirlik de insanı mutsuz ediyor. O zaman ‘Kaç paranız varsa mutlu olursunuz’ sorusuna en son bulunan cevapları aktararak, yine okura müthiş bir hizmet veriyorum…

Bir kere insan yetinen bir mahlûk değil. Hepimiz rezaletiz. Ne kadar çok kazanırsak, bir o kadar daha istiyoruz. Harvard’lı psikiyatri profesörü Dan Gilbert diyor ki, “Temel ihtiyaçlarınızı hallettikten sonra, çok daha fazla paranız olması sizi daha mutlu yapmıyor!” Araştırmalara göre yılda 20 bin dolar kazanırken aniden 50 bin dolar kazanmaya başlamak sizi müthiş mutlu ediyor. Ama yılda 90 bin doları geçtikten sonra mutluluk seviyenizde büyük bir değişiklik olmuyor.

Çünkü birincisi; insanoğlu hızlı adapte olan bir canlı. Yeni arabaya, yeni cep telefonuna, büyük eve filan hemencecik alışıp kanıksamaya başlıyoruz.

İkincisi; daha çok para, daha çok sorumluluk demek. Daha uzun çalışma saatleri, daha çok karar alma mecburiyeti, daha zor idare edilen bir ev; bunların hepsi mutsuzluk…

Üçüncü sebepse şu; ne kadar zengin olursanız olun, hep kendinizi başkalarıyla karşılaştırarak statünüze karar veriyorsunuz. Yani ayda 5 bin lira kazanıp Esenler’de otururken şahane hissedip aynı gelirle Bebek’e taşındığınızda bunalıma girebilirsiniz. Çünkü etrafta çok zengin eş dost, komşu cirit atacak!

Eğer parayla ne yapılırsa saadet getireceğini merak ediyorsanız, önce insanları gerçekten neler mutlu ediyor, ona bakmak lazım.

1) Aile ve arkadaşlar net olarak mutlu ediyor. Etrafınızda insan tutacaksınız dostum. Beş veya daha çok yakın arkadaşı olduğunu söyleyenler, daha küçük sayılar verenlerden yüzde 50 daha mutlu! Chicago Üniversitesi bulmuş bunu.

2) Düzenli ilişkinize iyi bakın. 1970’lerden 90’lara kadar takip edilen evli ve bekâr insanların evlileri yıllar boyunca yüzde 40 oranında “Çok mutluyum” derken, bekârlarda bu sadece yüzde 25’e varabilmiş. Ancak denek grubunun en mutsuzlarının da evlenmiş ama boşanmak üzere olanlar olduğunu da ekleyeyim. Orada bir risk var yani!

3) Çocuklar konusundaysa veriler karışık. Deneklere anlık, günlük sorular yöneltildiğinde çocuk sahibi olanlar daha mutsuz çıkıyor. Ama genel olarak “Çocuk sahibi olmak nasıl bir şey” diye sorulduğunda “Çok zevkli” cevabı alınıyor!

4)  Alışveriş yapmak, avcı-toplayıcı içgüdülerimiz yüzünden bizi rahatlatan, kısa vadeli mutluluk veren bir etkinlik. Bir şeyleri toplayıp eve götürmek sizi güvende hissettiriyor yani. Ama aldıklarınızın sizi ne kadar mutlu edeceğini hesaplamak lazım. O fotoğraf makinesini kullanacak mısınız, o elbiseyi gerçekten giyecek misiniz? Giyecekseniz kaç kere?

5) İnsanların satın aldıklarından, onları en çok ve uzun süre mutlu edenlerin en kısa ömürlü şeyler olduğu bulunmuş. Yani ev, araba, ayakkabı, mücevher değil, deneyimler… Dans dersi, tiyatroya gitmek, bir tatil gibi… Bunlar hem yaşarken ilginç hem de ileride yaşandıkları anlardan daha güzel anılar olarak kaydedilip hatırlandıklarında tekrar mutluluk veriyor.

6) Kendini zorlamak, limitlerini denemek insanoğlunu müthiş mutlu ediyor. Hayatımda bir kere feci zor bir parkurda trekking yaptım, akşamında dünyanın en yorgun ve mutlu insanıydım! İnsanlar anketlerde televizyon seyretmenin zevkli ve mutluluk verici olduğunu söylüyor ama daha çok televizyon seyredenler, genel anlamda seyretmeyenlerden daha mutsuz çıkıyor. Benim dizilerim mutlu eder, o ayrı, onu karıştırmayın buraya!

Bir de tabii mutlu insanların belli bir düşünce tarzı var. California Üniversitesi’nden bir profesörün yaptığı araştırmaya göre, bir kere bu neşeliler olayların pozitif tarafını görüp sıkıntılı yönlerin üzerinde durmuyor. Başkalarının başarılarından da asla rahatsız olmuyorlar. Mutsuz insanlara, “Kendinizi kiminle karşılaştırıyorsunuz” diye sorulmuş, o kadar uzun listeler vermişler ki… Mutlularsa ne cevap vereceklerini bilememekten öte, soruyu bile tam anlamamışlar!

Sonuç olarak, bir kere mutlu olmak için barınma, beslenme, sağlık hizmeti gibi temel ihtiyaçlarınızı karşılamanız şart! Ondan biraz sonrası, minimal lüksler sizi çok heyecanlandırabilir, ama bir adım daha öteye geçtiğinizde, daha çok para artık bir şey ifade etmiyor. Sonuçta evde gerçekten kullandığın en fazla 70-80 metrekare, kahvaltıda yediğin de beyazpeynir-zeytin. İyi eş dost, olumlu bir bakış açısı ve güzel deneyimler yaşayıp tatlı anılar biriktirmek. Hikâye jet almak filan değil, sadece bunlar!

Gülse Birsel, Hürriyet

Share.

Comments are closed.