Az gittik, uz gittik

0

Bir de arkamıza baktık ki, bir arpa boyu yol gitmişiz. Konumuz 2008’den beri “dolar cinsinden” artmayan kişi başına milli gelirimiz. Anlatayım; siz de bana hak vereceksiniz. Her ülkenin toplam ve kişi başına düşen milli geliri kendi para birimiyle hesaplanır.

Mesela Japonya’nınki Yen, Almanya’nınki Euro, Türkiye’nin milli geliri de Türk Lirası ile ölçülür. Uluslararası kıyaslama yapmak için, ulusal para birimiyle bulunan sonuçlar “Amerikan Doları’na” çevrilir. Bu çeviride “Cari Kambiyo Kuru” (Current Rate of Exchange), “Sabit Kambiyo Kuru” (Constant Rate of Exchange) veya Satın Alma Gücü Paritesi (Purchasing Power Parity) kullanılır.

Ancak bir ülkenin toplam ve kişi başına milli gelir değişimini geçmiş yıllarla kıyaslamak gerektiğinde, kullanılması gereken tek ölçü birimi “Sabit Fiyatlı Ulusal Para Birimidir”. Mesela Almanya’nın GSMH büyüme oranı Amerikan Doları’nın “cari kambiyo kuru” ile hesaplanmaz. Hesaplanırsa Euro/dolar çapraz kurunun 1.6-0.9 arasında gezindiği son 10 yılda ortaya bilimsel olmayan sonuçlar çıkar. Almanya’nın kişi başına milli geliri ABD’ninkinin 1.5 katına çıkmış sonra onun altına düşmüş gibi saçma sonuçlar çıkar.

MİLLİ GELİRİMİZ ARTIYOR

Son 15 yılda 2009 hariç milli gelirimiz hep arttı. Cari dolar fiyatıyla yapılan çevirilere göre ise Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin seyri şöyle olmuş:

1. AKP iktidara gelmeden önceki yıl olan 2002’de kişi başına milli gelir 3.500 dolarmış. AKP iktidara gelince artmaya başlamış.

2. 2008’de bu rakam 10.500 dolara çıkmış. AKP liderliği ilk defa o yıl “kişi başına milli geliri 6 yıl içinde 3 katına çıkardık” iddiasında bulundu. Bunun üstünden inişli çıkışlı 4 yıl daha geçti.

3. 2012’de kişi başına milli gelir 10.500 dolar hesaplandı. AKP’nin ağır topları bu sefer “kişi başına milli gelir iktidarımız sayesinde 10 yılda 3 katına çıktı” dedi. Sonraki yıllarda bu sayı dalgalandı.

İlgili:  Milli gelir ve Suriyeliler

4. 28 Eylül 2017’de Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek 2017’de 10.800’e çıkan kişi başına milli gelirin 2020’de 13.000 doları aşacağını söyledi. Başbakan, Londra’da Kasım 2017’de yaptığı bir konuşmada, iktidara geldiklerinden bu yana geçen 15 yılda (2002-2017) “Türkiye’de kişi başına milli gelir üçe katlandı” dedi.

BALASSA-SAMUELSON ETKİSİ (1963)

İki büyük iktisatçının soyadlarıyla anılan bu etkinin özetle dediği şudur: Az gelişmiş ülkelerin dış ticaret hacmi arttıkça, dolarla ifade edilen milli gelirleri, gelişmiş ülkelerin milli gelirine “olduğundan fazla” yaklaşır. Çünkü ihracat artışı, sanayide verimlilik ve ücret artışı yaratır.

Yükselen ücretler dış ticaret konusu olmayan mal ve hizmetlerin de fiyatını artırır. Bu yüzden enflasyon daha yüksek olur. Devalüasyon, enflasyonun altında kalır. Ulusal para değerlenir. Bu da, cari kurdan dolara dönüştürülen milli gelir büyüme oranının, reel milli gelir artışından yüksek çıkmasını sağlar. Bu sayede, Türkiye’de ve daha pek çok ülkede gözlemlendiği gibi az gelişmiş ülkelerin dolarlı kişi başına milli geliri, gelişmiş ülkelerin dolarlı kişi başına milli gelirine yaklaşır.

Bu süreç, verimlilik artışı devam etmezse durur. Cari açık büyürse, devalüasyona sebep olur. Dolarla ifade edilen milli gelir düşer.

Son söz: Revalüasyonla gelen büyüme, devalüasyonla gider.

Sözcü

Share.

Comments are closed.