Harcama artışı yüzde 10.9

0

Büyüme rakamları açıklandı. Ne kadar doğ­ruydu tartışması­nı bir yana bıra­kıyorum. Olayı resmi rakamları kullanarak yorumlamaya çalı­şacağım. Yoruma geçmeden önce üç hususu vurgulamak istiyorum.

1. Ölçümlerin anket ve örnekleme yoluyla yapıldığı sosyal bilimlerin en müspeti, yani ölçüme en uygun olanı, iktisattır. Onda dahi ölçümler (milli gelir, milli gelir büyü­mesi, enflasyon, işsizlik, cari açık, kamu borcu, verimlilik artışı vs) için kamuya açıkla­nan resmi veya gayri resmi rakamlar takribidir.

2. Mahkemeye düşenler arasında bitmek tükenmek bilmeyen “gerçek nedir” tartışmalarına son vermek amacıyla (zannedersem Profe­sör İsmet Sungurbey tarafın­dan söylenmiş) “hayattaki gerçekle, hukuki gerçek aynı değildir” diye bir söz vardır. Mesela bir evin gerçek sahibinin adı ile tapu kayıtları arasında çelişki varsa, hukuk için gerçek mal sahibi tapu kütüğünde adı yazılandır. İktisatta da resmi makamlar tarafından açıklanan rakam­lar, yanlışlığı anlaşılıp revize edilene kadar (gerçek olmasa da) gerçek kabul edilir.

3. En önemlisi şudur. Tü­ketim veya yatırım harcaması gibi büyüklükler, ölçülen şeyin iktisadi tanımına göre tasnif edilir. Mesela yenisi yapıldığı için milyarlarca dolar değe­rindeki Atatürk Havalimanı tesisleri yerle bir edilecektir. Bu tesislerin yıkılması için sarf edilecek para, istatistiklerde “kamu yatırım harcama­sı” olarak geçecektir.

CARİ AÇIK, MİLLİ GELİRİ KÜÇÜLTÜR, MİLLİ HARCAMAYI BÜYÜTÜR

2018’in ilk çeyreğinde Tür­kiye’de GSYİH (galat olarak milli gelir) % 7.4 artmış. Bu artışa katkı yapan iktisadi faaliyetin oransal büyüklük­lerini Kemal Derviş’in beyin takımından iktisatçı Dr. İlker Domaç’ın yardımıyla derle­dim. (Hatalardan ben sorum­luyum).

Önce Milli Gelir-Milli Har­cama denkliğini yazalım. “Mil­li Gelir=Toplam Harcama­lar+/-Cari Denge”. 2018’in ilk çeyreğinde toplam har­cama artışlarının milli gelire katkı oranları şöyle. Özel Tüketim %6.7+Kamu Tüketi­mi %0.5+Yatırım %2.8+Stok Değişimi % 0.9=%10,9. Yani bu yılın ilk çeyreğinde, tüketim ve yatırım harca­malarımız ile üretildiği halde satılmayıp ambara konan üretim (stok değişmesi) için yapılan harcamalar (2017’nin ilk çeyreğine göre) %10.9 art­mış. Bu harcamanın %3.5’luk kısmını yabancılardan borç alarak yapmışız. Bu %3.5’luk borçlanma, %10.9’luk toplam harcamadan düşülünce geriye %7.4 kalıyor. Bu da “milli katma değer” artış oranıdır.

İlgili:  Çift paralı ekonomide muhasebe

ALTIN BUNUN NERESİNDE

Milli gelir muhasebemizin başında “altın ithalatı ve ihracatı” diye püsküllü bir bela var. Altın, hem bir “em­tia” hem de bir “para”dır. Merkez Bankası’nın rezervle­rin bir kısmını altına dönüştür­mek için yaptığı altın ithalatı­na “parasal altın” deniyor. Ama özel sektör tarafından yapılan altın ithalatı (ve ihracatı) emtia kabul edildiği için mal dengesine giriyor. “Dış ticaret”, “cari açık” ve dolayısıyla “büyüme” ra­kamlarını doğrudan etkiliyor. Bana göre özel sektörün tica­retini yaptığı altının %95’i de parasaldır. TÜİK ve Merkez Bankası bu ölçme çarpıklığını ortadan kaldıracak bir yöntem geliştirse çok iyi olacak.

Son söz: Ne kadar öl­çüm, o kadar yorum.

Sözcü

Share.

Comments are closed.