Uğur Mumcu’yu ‘liboş’la anmak

0

Dün, Uğur Mumcu’nun dinci/faşistlerce haince katledilişinin yıldönümüydü.
Muammer Aksoy, Cavit Orhan Tütengil, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve onlar gibi birçok Atatürkçü/Demokrat kamuoyu liderinin öldürülmeleri, asla amaçsız genel bir terör sonucu ya da tesadüfi bir cinayetler zinciri değildi:

Bu cinayetler bir yandan Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasını sağlarken, öte yandan, Atatürkçü/Demokrat çevrelerin sindirilmesine ve Cumhuriyetçi/ Laik birikimin yok edilmesine yönelikti.

Bu hain suikastlar, hem doğrudan Atatürkçü/Demokrat/ Cumhuriyetçi kamuoyu liderlerini ortadan kaldırarak, hem de her türlü solu ve demokratik oluşumu ezen askeri darbeler için ortamı hazırlayarak, toplumun gittikçe sağcı/otoriter/dinci kesimlerin etkisine ve denetimine girmesine yol açtı.
Sonuç, bugünkü AKP/Erdoğan iktidarıdır.

Türkiye’yi ağır bir demokrasi krizine sokan AKP/Erdoğan yönetiminin bugünkü otoriter iktidarında, kendilerine sözde “liberal” veya güya “eski solcu” etiketi yakıştıran “Yetmez ama Evetçi” İkinci Cumhuriyetçilerinkatkısı büyüktür.
Ali Sirmen, 1 Şubat 2015 tarihli yazısında, Uğur Mumcu’nun bunlara “Liboş” adını verdiğini aktarıyor:

“… Uğur Mumcu’nun siyasal literatürümüze en büyük armağanı, ‘liboş’ kavramı olmuştur.
Savunduğu sol fikirlerden ortaya, ama o da yeterince inandırıcı görülmeyeceğikaygısıyla sağa doğru çark edip düzenle uzlaşırken yeni saldırı hedefi olarak solu ve de Cumhuriyet ile Aydınlanmayı seçenler, kendilerine övünçle, ‘liberal’ demekteydiler.
Ne var ki, bunlar zaman zaman, egemenlerin, burjuva hukukunu da hiçe saymalarına ses çıkarmazlardı ki bu da klasik liberalizm kavramıyla çelişirdi. 
İşte Uğur Mumcu bu liberalin sahtesine şu sıfatı yakıştırmıştı:
– Liboş!

Yüzde yüz Uğur Mumcu imalatı olan bu kavramı kullanırken dikkat etmek gerek. Düşüncesinde değişim olan herkes liboş değildir.
Liboş; çıkar karşılığında, egemenlerle uzlaşmak için fikirlerinden vazgeçip yüzde yüz tersini savunup eski düşüncesine ve bununla birlikte hukukun üstünlüğü, Aydınlanma, Cumhuriyet kazanımları gibi değerlere ve kapitalizm karşıtlığına saldırır.
Liboşluk vicdani değil, cüzdani bir hesaplaşmadır.
Şimdi bana kalkıp da, sakın şu soruyu sorma:
– Peki, bu hesaplaşmadan vicdan hiç mi rahatsız olmaz?
Soru anlamsızdır. Çünkü cüzdanın azami ölçüde şişen egosu zaten vicdana yer bırakmamıştır.”

Uğur Mumcu 25 yıl önce, Rabıta üzerinden dincileri, PKK üzerinden etnikçileri, “liboşluk” üzerinden “Yetmez ama Evetçi” ikinci Cumhuriyetçileri tanımlamış ve kamuoyunu uyarmaya çalışmıştı.
Ne yazık ki ödülü haince katledilmek olmuş, sonuç olarak toplum da 1870’lere, Birinci Meşrutiyet dönemine doğru 150 yıl kadar gerilemiştir.
Atatürkçü/Cumhuriyetçi/ Demokrat mücadeleyi sürdürmek onu anmanın en güzel yoludur:

İlgili:  Demokrasiye karşı ‘post modern ortaçağ’ çabaları

YAŞASIN ATATÜRKÇÜ DEMOKRAT

Cumhuriyet

Share.

Comments are closed.