Zarrab davası birkaç kelle alabilir

0
Murat Yetkin

Murat Yetkin
Diğer Yazıları

Ya da daha uzun söylemek lazım: Zarrab davası yüzünden Türkiye’de etkili makamlardaki bazı isimler eğer hala yerlerinden olmamışsa yakında olabilir. Bu da muhtemelen sessiz sedasız, sanki Zarrab ile ilgisi yokmuş görüntüsü -olmaya başlamıştır ve- olacaktır.

Hayır, sadece CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün hatırlattığı 2013 yılından kalma MİT raporu iddiası nedeniyle değil.

Kılıçdaroğlu’nun dün hatırlattığı 18 Nisan 2013 tarihli rapor -ki bugüne dek yalanlanmadı ama ona rağmen iddia diyoruz- demiş ki, Reza Zarrab adında bir İranlı buralarda bir işker karıştırıyor ve bu işler ABD’nin İran yaptırımları nedeniyle Türk-Amerikan ilişkilerini bozabilir.

Başka ne demiş rapor? Demiş ki, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve İçişleri Bakanı Muammer Güler’in bu kişiyle ilişkileri nedeniyle Türk hükümeti zor duruma düşebilir.

Kim kime sunmuş raporu?

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, dönemin başbakanı, şimdi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sunmuş?

Peki, ne zaman sunmuş?

17-25 Aralık 2013 soruşturmalarından 8 ay önce sunmuş.

Kılıçdaroğlu dün buna dayanarak ve Zarrab’ın mal varlığının casusluk kuşkusuyla dondurulmasına atıfta bulunarak “Gizli bilgileri veren senin bakanlarındı, sen de bunu biliyorsun” dedi.

Dolayısıyla bu çıkışın, hemen bu çıkıştan kaynaklanıyormuş, ona tepkiymiş gibi görünmeyen bir takım sonuçları olacaktır Ankara’da, şimdiye dek olanlara ek olarak. Çünkü 17-25 üzerinden ve aslında bütün Türkiye’nin üzerinden bir de 15 Temmuz travması geçti.

Ama sadece bu değil.

Dün İstanbul polisi Zarrab’ın 17 çalışanını gözaltına aldı. Gerekçeler arasına başka ülkelere bilgi kaçırma ve yurt dışına kaçma kuşkusu var.

Peki, daha önce ta 2013 yılında Zarrab’tan kuşkulanıp hakkında Başbakan’a istihbarat raporu veren MİT, 2016’da Zarrab’ın yurt dışına kaçma ihtimalini hiç mi göremedi?

İlgili:  Şimdi Varlık Fonu. Ya sonra?

Zarrab’ın İranlı patronu Babek Zencani idam cezasına çarptırıldıktan sonra Zarrab’ın İran istihbaratının merceği altına daha da girmiş olabileceğini, Zarrab’ın İranlı tetikçiler paniğine kapılmış olabileceğini hiç mi tahmin etmedi?

Fethullah Gülen’in gizli örgütlenmesinin anahtarı ByLock uygulamasının MİT tarafından deşifre edilmekte olduğu, Türkiye’nin -henüz farkında olmasa da- dolu dizgin 15 Temmuz’a sürüklendiği günlerden, Mart 2016’dan söz ediyoruz.

MİT Zarrab’ı izlemeyi bırakmış mıydı?

Ya Emniyet?

ABD Konsolosluğunun kaçakçılık ve istihbarat işleriyle ilgili irtibat görevlisi Metin Topuz üzerinden FBI ile bağlantı içindeki Emniyet artık Zarrab’la ilgilenmiyor muydu?

Ya da o konunun MİT yetkisi içinde olduğu mu düşünülüyordu?

Eğer Zarrab, iddia edildiği gibi ABD İstanbul Başkonsolosluğu ile irtibat kurmuş ve yakalanma görüntüsü altında teslim olma pazarlığı yapmışsa, bu dikkatlerden nasıl kaçabilmişti?

Hem de Cumhurbaşkanlığı Huber Köşkü’nün o bölgede bulunması nedeniyle sürekli koruma ve gözetim altındaki Tarabya-Yeniköy-İstinye civarında mı?

Kılıçdaroğlu’nun çağrısına uyarak Başbakan Binali Yıldırım’ın dört eski bakan hakkında Zarrab ile irtibatlı yolsuzluk ve rüşvet iddialarının Meclis’te yeniden açtıracağına pek ihtimal vermiyorum. Bunu Yıldırım da istemez. Ama o istese bile Parti’nin genel başkanı Erdoğan, Zarrab davasını ABD’nin kendisine ve Türkiye’ye komplosu olduğunu söylüyorken bu ihtimal zayıftır.

Ama bu davanın Türkiye’de sonuçları olacağa, bazı devlet görevlilerinin olan bitenden sorumlu tutulacağına, mecazi anlamıyla bazı başların düşüp koltukların boşalacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Hürriyet

Share.

Comments are closed.