Fazla çocuk yapan aile, çocuklardan kar etmeyi bekliyordur

0
Nil-Taskin-001b

Nil Taşkın
Diğer Yazıları

21 kez hamile kalmak için, üstelik 13 çocuğunu kaybetmesine rağmen devam eden hamilelikler, ancak çok büyük bilinçsizlikle açıklanabilir. Bu hatanın aması, maması, bahanesi, mazareti, savunması olmaz. Düşünmeye öncelikle büyükannenin ve büyükbabanın hatalı olduğunu kabul ederek başlamalısın.

“Hiç düşündün mü, neden senin çocuğun olurken, Kürt çoğalır? Neden onunki bir üreme faaliyetidir de seninki aşktır, sevgidir, çocuk yapıp büyütme hayalidir. Çok çocuk mu yapıyorlar? Bak sen. Anamın anası, yoksul köylü kadınıydı. Yüzyılın başında doğmuş. Bir Türk. Doğu’nun zihniyetinde ve koşullarında, 21 kez hamile kalmış. Tam 21 kez. Çoğu ölmüş çocuklarının. Sağ kalan, sekiz. Neden benim annemin güzel anasının çocukları öldü, çocukları doğdu da, Kürt sürekli üredi? Çoğaldı. Neden biri ‘doğururken’, diğeri mahrum bırakıldı bu sözcükten?” – Murat Sevinç, Diken

Benim annemin annesi de Anadolu’nun orta yerindendi, babamın annesi de… ama üremediler, çocuk sahibi oldular.

Babamın annesi, yani babaannem 3 kere hamile kalmış, 3 çocuğu olmuştu.. Eşini genç yaşta kaybetmişti ve tek başınaydı ama tekrar evlenmedi… Ruhu asil, eskilerin deyimiyle çok Osmanlı bir kadındı… yani çoğalmadı, çocuk sahibi oldu!

Annemin annesi de 5 kere hamile kalmış, 5 çocuğu olmuştu… birini bir yanık neticesinde ve bilgi eksikliğinden ‘yanık çocuğa su verilmez’ dedikleri için ve anneannem çok genç olduğu ve dedem o sırada şehir dışında olduğu için çocuk kaybedilmişti… Benim aklımda kalan öykü bu, benden büyük kuzenlerim daha iyi hatırlayabilirler… geri kalan 4 çocuklarını da özenle büyüttüler.

21 kez hamile kalmak için, üstelik 13 çocuğunu kaybetmesine rağmen devam eden hamilelikler, ancak çok büyük bilinçsizlikle açıklanabilir. Bu ne eğitim eksikliği, ne imkanların yetersizliğidir. Anneannemlerin yaşadığı köy, 2017 Türkiyesi için bile imkanların olmadığı dağbaşı bir Anadolu köyüdür… değil ki 1920’ler, 1930’lar Türkiyesi… onlar belli bir seviye bilinci yakalayabildiler ve koruyabildilerse, herkes de yapabilirdi. Israrlı devam eden hatanın aması, şöylesi, böylesi, bahanesi, mazareti, savunması olmaz.

Nevşehir, o kadar konservatif bir şehirdir ona rağmen 2-3 çocuğu geçen aile pek bulunmaz, baba tarafım. Kayseri de en en fazla 4-5 çocuk yaparlar, anne tarafım.

Ben İstanbul’da doğdum büyüdüm, benim jenerasyonum ise arada söz ederim; yarısının çocuğu yok, kalan yarısının 1 çocuğu var, tek tük arkadaşımın ise 2 çocuğu var. 3 çocuklu sanırım hiç arkadaşım yok.

Biz üremiyoruz, çocuk yapıyoruz kısaca. Çocuk yapmak demek bir insan yaratmak demektir, bunun bilincinde olmak gerekir! Sevgi, ilgi, maddi, manevi ihtiyaçları olan bir insan.

Bu işin Türk, Kürt olmaktan ziyade, bölgesel ve eğitimle, ailenin verdikleriyle, öğrettikleriyle ilgili olduğunu sanıyorum.

İstanbul’da yaşayan Kürt de heralde 15 çocuk yapmıyordur diye tahmin ediyorum.

Çocuğa vermek için değil, çocuktan almak için çocuk yapanlar, çocukları sermaye olarak gördükleri için çok çocuk yapıyorlar, olayın özeti bence bu. Çocuktan kazanç sağlamak üzerine yapılmasını da, ‘çocuk sahibi olmak’tan ziyade, ‘çoğalmak’ olarak adlandırmak çok yanlış olmasa gerek. Eleştiriyi yanlış yere yönlendiriyor yazar burda.

15 çocuk yapan Kürdün savunmasının mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Aile milyarder bile olsa, 15 çocuklu bir ailede büyümek o çocuklara büyük haksızlık! Üstelik ırkçılık eleştirisi yaparken bence kendisi aynı hataya düşünüyor yazar.


Not: Üreme ve çoğalma tanımlamalarını ben Murat Sevinç’in aksine bilimsel, sosyo-psikolojik tanımlar olarak algılıyor ve ciddi bir hakaret algısı görmüyorum. Ama atıf yaptığım yazıda öyle kullanıldığı için bu yazının içinde böyle bir ayrıma gittiğimi söylemeliyim.

Share.

Comments are closed.