Nereden tutsan elinde kalıyor

0
Soner Yalçın

Soner Yalçın
Diğer Yazıları

– Koca imparatorluk Osmanlı, denetlenme ihtiyacı duydu.
– Sınırsız hükmetme yetkisine sahip padişahlar, denetlenme ihtiyacı duydu.
– Büyük Atatürk, denetlenme ihtiyacı duydu.
AKP/Erdoğan iktidarı denetlenmekten hiç hoşlanmadı!
Ta ki 2018 krizine kadar…

Sonra gidip ABD’li McKinsey şirketinin kapısını çaldılar:
“Gelin bizi denetleyin!”
Milli kurumumuz Sayıştay değil de niye milyon dolarlar vereceğimiz Amerikalı McKinsey bu görevi yapacak?

Bakınız:
Kamu kaynakları halkın malıdır. Bu kaynakların, halkın çıkarı için kullanıp kullanılmadığını denetleyen yüce mahkeme Sayıştay‘dır.
Bağımsız hesap mahkemesi Sayıştay, halkın oylarıyla seçilen TBMM adına hareket eder! Bu nedenle…

– Cumhurbaşkanlığı ile bağlı bakanlıklar ve bağlı genel müdürlükler gibi genel bütçeli daireleri;
– Karayolları, Devlet Su İşleri, üniversiteler gibi katma bütçeli idareleri;
– Devlet Orman İşletmeleri, devlet hastaneleri gibi döner sermayeli kuruluşları;
– Belediyeler ve il özel idareleri gibi özel bütçeli başkanlıkları;
– Fon şeklindeki kuruluşları vs. TBMM adına denetler.

Gerçeği raporlarıyla halka açıklar.
Ancak… Denetlemekle-açıklamakla kalmaz: Her kuruşun hesabını sorar. Kamu zararı varsa sorumlusunu cezalandırır.
Amerikalı McKinsey ile milli kurumumuz Sayıştay arasındaki fark budur.
Evet, işlem denetimle sınırlı değildir; işin ucunda ceza vardır!

Ne zaman anlayacaklar

AKP/Erdoğan, Sayıştay denetimlerinden hoşlanmadı.
Nasıl sevsin! Örneğin…
Sayıştay, milyarlarca dolarlık projelere imza atan Ulaştırma Bakanlığı’nın kayıtlarını düzenli tutmadığını ortaya koydu. AKP propagandasının temelini oluşturan ulaştırma projelerinin kaynağı olan “Yap-İşlet-Devret” modeline dikkat çekerek raporunda şunu dedi:

– “Şirketlere garantiler verilerek yaptırılan projelerinkamu finansmanı üzerinde oluşturacağı baskı, yükümlülüklerin karşılanabilme kapasitesi ve devletin üstlendiği riskler muhasebe sistemi içerisinde gösterilmemiştir!”
Sayıştay’ın dün dikkat çektiği yolları, köprüleri, tünelleri bugün Türkiye tartışıyor! Sayıştay krizin sebebini çok önceden yazdı, gösterdi!

İlgili:  Teşne olmak

Bir örnek daha vereyim:
– Sayıştay, AKP hükümetinin KOSGEB aracılığıyla küçük ve orta ölçekli işletmelere dağıttığı 50 bin liralık sıfır faizli işletme kredilerinin yüzde 65’inin hatalı olduğunu tespit etti!
Bu tür sebeplerle…
Her hakikati yazan söyleyen gibi Sayıştay da, bu iktidarca hiç sevilmedi.
Her fırsatta AKP, devlet harcamalarını denetleyen ve hesap soran Sayıştay’ın yetkilerini budadı! Ne yasalar çıkarmadı ki:
Sayıştay, denetlediği kamu kurumlarının görüşlerine uymalıdır!
– Sayıştay, denetlediği kamu idareleriyle birlikte rapor hazırlamalıdır!
– Sayıştay, iş ve işlemlerin gerekliliği, ekonomikliği, verimliliği ve benzeri gerekçeyle kamu idareleri hakkında rapor düzenlemeyecektir!
– Sayıştay, kamu idarelerinin mali tablolarının doğruluğu ve güvenilirliğinin tespitini araştırmayacaktır!
Bunlar şaka değil!

Ve artık TBMM’ye de gerek yok. En son…
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu, Sayıştay denetiminden çıkarıldı. Kurumun açıklamakla yükümlü olduğu verileri açıklama zorunluluğu da kaldırıldı!
Şimdi diyorlar ki:

– “Yabancı sermaye bize güvenmiyor, Amerikalı McKinsey gel bizi denetle!”
Sayıştay’a ne yaptığınızı yabancı sermayenin görmediğini mi sanıyorsunuz? Güvenirlik ölçütünün hukuk olduğunu ne zaman anlayacaksınız?
Peki… Hukuk’un hali ne?

Öz yok kalıp var

Gördük ki:
Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, makam odasına Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk‘ün değil, Sultan Abdülaziz‘in koskoca resmini asmış!

Diyecektir ki:
– “Sayıştay’ı, Sultan Abdülaziz 1862 yılında Divan-ı Muhasebat adıyla kurdu.”
Hepimiz biliyoruz: Baş’ın asıl niyeti sır değil.
Sayıştay’ın “atası” Divan-ı Muhasebat mı?
– Divan-ül İşraf ne?
– İşraf-ı Memalik ne?
– Başbaki Kulluğu ne?
– Zimâmet Komisyonu ne?
– Islahat-ı Maliye Komisyonu ne?
– Meclis-i Ali -i Hazâin Divan-ı ne?
Divan-ı Muhasebat öncesi yok mu?

Çok istiyorsa, muhasebe ve defterdarlık teşkilâtı kuran büyük devrimci Fatih Sultan Mehmet‘in resmini koysaydı!
Niye… Batı hukuk tarihi açısından -tamamen Fransa’dan kopya edilen Tanzimat müessesesini- “doğuş” kabul ediyor?
Vecdi Gönül‘ün Sayıştay başkanı olduğu dönemde Prof. Ahmet Akgündüz’e -ki o da Atatürk’ü hiç sevmez- yazdırdığı, “Arşiv Belgeleri Işığında Sayıştay Tarihi” adlı kitap döne döne şu bilginin altını çiziyor:
– “Sayıştay geleneğini Divân-ı Muhasebat ile başlatmak tamamen yanlıştır.”
Kendi kendinizi yalanlıyorsunuz!

İlgili:  Asıl oyun kurucu

Keza.
Başkan Baş, “Sayıştay” ismine soğuk mu? Çünkü diyor ki: “Cumhuriyet’in ilk yıllarında isim aynen korundu; ancak Türkçeleştirme hareketi sonrası ismi Sayıştay Başkanlığı şeklinde değiştirildi.”
Ne diyeyim: Abdülaziz resmini astınız, Sayıştay adını da değiştirin!

Hep şekilcilik! Öz yok!
Batı dayatması Tanzimat‘ın padişahı Abdülaziz ile, emperyalist dayatmalara karşı çıkan bağımsızlıkçı Cumhuriyet‘in lideri Atatürk arasındaki büyük farkı bu nedenle göremiyorlar.
Amerikalı McKinsey’e bu sebeple ses çıkaramıyorlar?
Yazık…

Sözcü

Share.

Comments are closed.