Ana muhalefetin ölümü

0
Yalçın Doğan

Yalçın Doğan
Diğer Yazıları

Malezya’da otokratik yönetime giderken, Başbakan Mahatir Muhammed polisiyle yargısıyla el ele vererek muhalefet lideri Enver İbrahim’i tutuklatıyor.

Venezuella’da otokratik yönetime giderken, Başkan Hugo Chavez sivil toplumu, medyayı, yargıyı ele geçirdikten sonra muhalefet lideri Leopoldo Lopez’i hükümeti protesto eden bir eyleme katıldığı gerekçesiyle tutuklatıyor.

Peru’da önce seçimle iktidara gelen Alberto Fujimori daha sonra otokratik yönetime geçerken bir yandan medyayı kendisine bağlıyor, öte yandan Meclis’te kendisine muhalefet eden milletvekillerine Peru Gizli Servisi eliyle ya şantaj yapıyor ya onlarla “anlaşıyor” (!), muhalefeti sindiriyor.
Ekvator’da muhalefete binbir kulp takan Başkan Rafael Correa önce basını iğdiş ediyor, kendisine muhalefet eden medyayı “komünist” ilan ediyor, ardından sıra muhalefete geliyor ve otokratik yönetime geçerken anayasa değişikliği ile muhalefet partilerini işlevsiz kılıyor.

Arjantin’de yine seçimle gelen ve fakat sonradan otokratik yönetime geçen Peron seçim kampanyasında “kendisine hakaret ettiği” iddiasıyla muhalefet lideri Ricardo Balbin’i tutuklatıyor.
Bunlar çok değişik tarihlerde farklı ülkelerde yaşanıyor. (S. Levitsky, D. Zblatt, How Democracies Die, s.72 – 96).

Berberoğlu CHP oylarıyla hapis

Değişik dönemlerde farklı ülkelerdeki örneklere bakınca, insan ister istemez bugünkü Türkiye’ye bakıyor, bugünkü muhalefete.
Ve de özellikle CHP’ye.

İster seçim zamanı, ister başka zaman siz CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP’ye eleştirilerine pek kulak asmayın.

En kritik kararlarda AKP’nin yanında yer alıyor. En çarpıcı örnek, milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması.

O karara katılarak, CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun yeniden milletvekili seçilmesine rağmen, hala hapis yatmasının yolunu açıyor.

Ama, o karar anayasaya aykırı imiş, bilmem Yargıtay’ın şu içtihadına karşı imiş, geçiniz.
CHP milletvekili Berberoğlu bugün CHP oylarıyla hapis yatıyor.

“Demokrasilerin ölümü” böyle gerçekleşiyor. Dünyada bunun pek çok örneği var.
Değişik tarihlerde, değişik ülkelerde iktidarlar muhalefeti adım adım “teröre karşı işbirliği”, “devletin çıkarları”, “ülkenin güvenliği” gibi kavramlarla durduruyor ve hatta muhalefetle işbirliği sağlıyor. Ki, bu kavramlara muhalefetin karşı çıkması güç. Dünyanın her yerinde iktidarlar bunu çok iyi organize ediyor. Toplumu yavaş yavaş buna alıştırıyor.

İlgili:  Ali Koç'un tetiklediği enerji

Muhalefet bunlara karşı çıkarak, “oy kaybederim” kaygısıyla, iktidarın gündemine ayak uyduruyor.
Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
CHP’nin açmazlarından biri bu. AKP’nini oyununa iyi geliyor.
AKP de bunu iyi kullanıyor.

Daha konuşulmadı

“Olağanüstü kurultay toplansın, toplanmasın” gürültüsü içinde, asıl gürültüye giden çok başka bir olay var:
24 Haziran’da seçim yapılıyor, bugün 31 Temmuz, aradan beş hafta geçiyor, CHP’de hala seçimin analizi yok!..

“Biz neden sürekli seçim kaybediyoruz, 24 Haziran’da yine neden kaybettik” sorusu henüz masaya yatırılmış değil.

Hangi seçimde oldu ki, şimdi olsun!..
Kılıçdaroğlu’nun o koltuğu terk etmesinin en geçerli gerekçesi, diğer kaybedilmiş seçimleri de hesaba katarsak, asıl bu vurdumduymazlık, bu sorumsuzluk.

Araştırma şirketleri, örneğin KONDA seçim analizi yapıyor, CHP’de böyle bir arayış hala yok.
“ODTÜ’den bir grup öğretim üyesi araştırma yapmış, bu bekleniyormuş!..”
Partinin kendisi ne yapıyor?
Ne yapacak, parti içi iktidar ile parti muhalefet birbirini yemekle meşgul.

“CHP’den memnunuz”

Bütün bunlar bir araya geldiğinde, AKP sözcülerinin zaman zaman dile getirdiği gibi, “biz CHP’den memnunuz”.
AKP iktidarı bugünkü CHP’den daha iyi bir muhalefet bulamaz.

O nedenle, AKP belki zaman zaman CHP’lilere tazminat davaları açıyorsa da, yukarıda örnekleri sıralanan “muhalefet liderini içeri atmak” gibi bir düşüncesi asla yok.

Yanlış anlaşılmasın, içeri atsın, filan diyen yok.
Aradaki AKP – CHP atışmaları, kayıkçı kavgası gibi. Alan memnun, satan memnun.
Aradan geçen beş haftaya rağmen, daha bir seçim analizi yapmayan bir partiden ne çıkar?

Olağanüstü kurultay toplanmış toplanmamış, ne çıkar?
Toplanır ve Kılıçdaroğlu giderse, CHP’deki hastalıklar sona erer mi, şu anda “bir bilinmeyen denklem” gibi duruyor.
Türkiye’de demokrasi adım adım ölüyor, muhalefet ve özellikle CHP zaten çoktan ölmüş.

İlgili:  Nasırlaşmış duygular

T24

Share.

Comments are closed.